info@marasakupunktur.com 0 216 443 83 84

DİYABET

DİYABET

“Şeker gibi bir konu”

                      Diyabet –şeker hastalığı

 

Tıp “diyabet”, halk “şeker” diyor.

Toplumun yaklaşık % 5-7’sini etkileyen ve tıpta diyabet, halk arasında ise şeker hastalığı denilen rahatsızlık gerçekten ciddî sonuçlara yol açabiliyor.

Kısaca özetlemek gerekirse, şeker hastalığı pankreasın ürettiği ensülin azlığı, yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. Tip1 Tip2 olarak ikiye ayrılır. Ensülin olmayınca, besinlerle alınan şeker ve diğer besinlere ihtiyaç duyulduğunda hücrelere giremez.

Böylelikle hücreler şeker sıkıntısı çekerken, kanda şeker yükselir, normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması vücuttaki tüm hücreleri tahrip etmeye yeter. Çünkü kanda şekerin artması “zehir” etkisi gibidir. Şeker hastalığı sinsi ve azimli bir düşman gibidir. Vücudu içten içe ve sessizce tahrip eder, çürütür. Bu çürüme yaşam kalitesini ve ömrü etkiler.

 

Diyabet nelere sebep olur?

Şeker hastalığının tahrip etmediği, organ yok gibidir. En büyük tahribat da kanda yüksek şeker olması sebebiyle damarlarda olur. *Erişkin kişilerde görme kaybının en önemli sebeplerinden biri şeker hastalığıdır. *İleri derecede bir şeker hastalığı nelere yol açar?

Katarakta *Glokom dediğimiz göz tansiyonuna *Böbrek yetmezliğine *Koroner kalp hastalığına *Felce *Kangrene *Cinsel işlev bozukluklarına *Mide ve barsak rahatsızlıklarına *Bazı cilt hastalıklarına * Sistit, karaciğer ve safrakesesi iltihabına. *Damar sertliğine. *Sinir bozukluklarına. *Beyin fonksiyonlarında bozukluklara sebep olabilir. *Diş etlerine olumsuz etki edebilir, diş çürümesine sebep olabilir.

 

Şeker hastasına akupunktur olur mu?

Günümüzde diyabet tedavisinde, semptomlara yönelik tedavi uygulanabilmektedir. Dolayısıyla hangi tür rahatsızlık olursa olsun semptomlara yönelik tedavi uygulanan her rahatsızlığın tedavisinde akupunktur da rahatlıkla uygulanabilmektedir. Ayrıca akupunktur tedavisinin etkisinin ilaç tedavisine oranla çok daha yüzgüldürücü olduğu klinik müşahedelerle anlaşılmıştır.

Yine müşahedemizle sabittir ki, henüz insilün kullanmaya başlamamış seviyedeki hastalarımıza uygulanan tedaviyle şeker metabolizması dengelenebilmektedir. Hatta sınırda diyabet olarak adlandırdığımız vakalarda çoğu zaman diyabete bağlı olaşabilecek semptomların (en az beş on yıl sürebilecek derecede) önüne geçilebilmektedir.

Diyabetli hastalarda insilün-glukagon dengesizliği (şeker metabolizması) akupunktur tedavisiyle dengelenebildiği için, Tip II’de, vücutta hücrelerle kan arasındaki şeker alışverişinde, dışarıdan insilüne daha az ihtiyaç duyulmaktadır. Tip I’de mutlaka insülün alınmak zorunda olunmakla birlikte bu oran mesela 60 birim olacaksa, 40 birime düşebilmektedir. Ayrıca insüline karşı direnç miktarı da azalmaktadır. Bilhassa Tip II’de fazla kilolu olanlarda uzun süre ağrı kesici kullananlarda akupunktur çok çok faydalı olmaktadır. 

Şeker sebebiyle, tüm organ ve sistemleri olumsuz etkilenen bir hasta değişik rahatsızlıkları için değişik ilaçlar kullanmak zorunda kalabilir. Ancak tedavi sürecinde kullandığı ilaçlar yan etki olarak, diğer organları olumsuz etkiler. Bir rahatsızlığı için kullandığı ilaç diğer bir organa dokunabilmektedir. Bu tür bir hastasının akupunktur tedavisi olması niçin önemlidir?

 

Akupunkturun diyabet (şeker) tedavisindeki yeri?

Akupunktur uzmanı Dr. İsmail Maraş der ki: Bir tedavide, herhangi bir tedavi yöntemi, eğer rahatsızlığın % 50’sinden fazlasına çözüm sunabiliyorsa, o yöntem adı ne olursa olsun tamamlayıcı değil ana tedavi yöntemidir, diğer yöntemler tamamlayıcı konumda olur.

Örneğin iyi bir dinlenme, iyi bir tatil, uygun bir kaplıca tedavisi, düzenli bir beslenme alışkanlığı, iş yerindeki problemin ortadan kalkmış olması, sosyal refah seviyesinin artışı, geçim sıkıntısının ortadan kalkması, aile içi sıkıntıların çözümlenmesi gibi birçok faktör, insan sağlığını olumlu ya da olumsuz etkiler.

Bu açıdan bakıldığında, akupunktur tedavisi örneğin kanser gibi, şeker hastalığı gibi, kemik erimesi gibi rahatsızlıklarda tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak vazgeçilmezliğini korurken; kireçlenme, romatoid artrit, alerji, kolitis ülseroza, migren, kronik yorgunluk sendromu, kabızlık, stres, menier, burger, rayno, boyun fıtığı, alerjik sinüzit, farenjit gibi rahatsızlıklarda ana tedavi yöntemi konumuna yükselmektedir.

Akupunktur tedavisi olan bir şeker hastası, örneğin sindirim sistemi rahatladığında mide ve sindirim sistemi için alacağı ilacı kullanmamış olacaktır. Bu bir artı değerdir. Böbrek fonksiyonlarında düzelme olsa, bu hususta ilaç almayacaktır bu bir artı değerdir. Kandaki oksijenin artması gerçekleşse bu bir artı değerdir. Damar sertliğini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavi artı değerdir.

Dolayısıyla bir şeker hastası da akupunktur tedavisiyle destek aldığında örneğin on ilaç kullanacaksa beş ilaç, beş ilaç kullanacaksa üç ilaç kullanmış olacaktır. Bu oran hastanın yaşam kalitesini yükseltecektir.

Bu çok önemli bir durum mudur?

Evet. Örneğin bir yeri ağrıdığında bile dayanılmaz acılarla kıvranan bir kimseyi düşünün. Kaldı ki dört beş çeşit rahatsızlıktan muzdarip olan birisi her rahatsızlık için ayrı ayrı ilaç kullanacak. Hepsinin ayrıca yan tesiri var. Buna vücut dayanabilir mi?

Ama bu kimse akupunktur tedavisi olduğunda, dört beş rahatsızlıktan belki ikisi belki üçü ilaç kullanmayacak derecede iyileşiyor. Bu sonuç, hasta için önemsiz görülebilir mi? Meydana gelen iyileşme önemsiz görülebilir mi?

Tip I dediğimiz jüvenil şeker hastaları insülin almak zorunda kaldıklarından, bunların insülününü ayarlamak bazen çok zor olmaktadır. Örneğin stres, gribal enfeksiyonlar, sık sıkboğaz ağrısı, kabızlık üriner enfeksiyonlar, alerjik durumlar insülin ayarlamasını zorlaştırır. İşte bu grup çocuk hastalara akupunktur uygulanırsa (çok küçüklere lazer ışığı uygulanır) insülin aylarlaması daha da kolaylaşır, insüline karşı direnç kazanma riski azalır. Bağışıklık sistemi güçlenir. Kullandığı insülin miktarı da aynı yaş boş kiloda aynı rahatsızlığı olanlara oranla daha az olur.

 

Danışma hattı:0 216 443 83 84

www.marasakupunktur.com