![]() |
![]() |
![]() |
|
|
Özellikle masa başı iş yapanlar… |
Boynumuzu Ne Kadar Tanıyoruz ? Boynun arka kısmına “ense” iç kısmına “gırtlak” denir. Boyun, vücudun bütün organlarını sevk ve idare eden “beyin” ile “vücut” arasında bir iletişim köprüsü konumunda. Bu bakımdan çok önemli bir görevde. Nasıl önemli olmaz ki? Bir kere vücudu idare edecek olan beyin, tüm gereksinimlerini boyun
yoluyla karşılamakta. Örneğin, Beynin besleneceği kan boyundan geçer. İnsanoğlu doğduğunda, özel vakalar hariç, tıpkı sıfır kilometre otomobillerde
olduğu gibi mükemmeldir. Ancak biz nedense, eskiyince yenisini alabileceğimiz,
yedek parçasını bulabileceğimiz otomobilimize verdiğimiz değerin onda
birini kendi vücudumuza vermeyiz. Haklısınız, maalesef sağlığımızı, sağlığımız elden gittiğinde hissederiz. Sonra eyvah deriz ama çoğunlukla hayat burnumuzdan gelir… Her neyse, doğuşta hiçbir sorun olmadığı halde, insanlar ne yapıyor da, bu mükemmel boynu deforme edip görevini aksatır hale getiriyorlar. E bakalım ne iyilikler(!) yapıyormuşuz kendi kendimize? başa
dön |
Boyun sağlığımız nelerden etkileniyor? Duruş ve oturuş bozuklukları… -Nasıl yani? Boyun bu hale, bir günde, bir ayda, bir yılda falan gelmiyor… Yılların birikimiyle oluşuyor. Dolayısıyla en ufağından en büyüğüne kadar binlerce duruş oturuş bozukluğu bu deformasyona damla damla katkıda bulunuyor. Tabi kimisi bir etki ediyorsa kimi on etki ediyor. Kimi bir anlık oluyor, kiminin etkisi yıllarca devam ediyor. Örneğin; Uzun topuklu ayakkabı giyen bir bayanın boynu bu giyinişten kesinlikle etkilenir. Ama bu etkilenme nezle gibi grip gibi hapşırıkla kendini belli edecek bir etkileşme değildir. Bardağa damlayan birkaç damladır. Kişide düz tabanlık varsa ya da giydiği ayakkabı ortopedik değilse, bu şahsın her adım attığında vücuda uygulanan minimal darbeler bel ve boyuna uygulanan etkenlerdir. Bardağa damlayan damlalardır. Ama bu ülkede, kendi kültüründen ve kendi insanından kopuk, ufuksuz, vizyonsuz, kişisel menfaat peşinde koşacak kadar çapsız, seviyesiz, daha da kötüsü merhametsiz yöneticiler sayesinde, bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye ise bir pul düşmüş; Atatürk’ün “Milletin efendisi” dediği köylü, bugün çocuklarına birer çift ayakkabı alamayacak kadar yoksullaşmışsa, bir çift ayakkabıyı iki kardeşe sırayla giydiriyorsa, sağlığın neresinde olabilirsiniz ki? Bir minik öğrencinin sırtına yüklenen ağır ders kitapları, o çocuğun bel ve boynunu kesinlikle etkileyecektir. Ama hemen o gün içinde o yıl içinde değil. Yıllar sonra… Bu durum, bardağa damlayan birkaç damladır. İlkokul birinci sınıf öğrencisinin sırasıyla orta bir öğrencisinin sırasının aynı boy ve ebatlarda olması nasıl düşünülebilir? Okul sıralarının her çocuğun boyuna ve yaşına göre ayarlanması yani ergonomik olması gerekmez mi? Ama derseniz ki, biz okul bulamıyoruz sen sıradan bahsediyorsun. O zaman ne diyelim memleketi yöneteceğiz diyerek iş başına gelenlerin kulakları çınlasın… Saatlerce direksiyon başında oturan ve başını hiç oynatamayan şoförün bu duruşu boynunu etkileyecektir. Ama ilk günlerde ilk aylarda hatta ilk yıllarda değil. Bardağa damlayan damladır. Bir masa başı sekreter ya da memur, bilgisayarın başında sürekli başı öne eğik vaziyette ve beli kambur halde çalışmaktadır. Bu duruş ve oturuş, boynu etkileyen bir faktördür… Ama hemencecik değil, yıllar sonra. Bardağa damlayan birkaç damladır. -Niye hemen değil de yıllar sonra? -Çünkü insan vücudu öyle kartondan değildir. Bir mükemmel mekanizmadır. Öyle bir mekanizma ki, hem üretir hem tüketir, hem de kendini sürekli yeniler, bakım tamir ve onarımını kendi kendine yapar. Siz bardağa yanlışlıklar sebebiyle damlalar damlattıkça o bütün gücünü sarf ederek bu damlaları azaltmaya çalışır. Dolayısıyla sizin kendi bedeninize uyguladığınız yanlış harekete karşı hemen pes etmez? Sürekli kendini yenilemeye gayret gösterir. Ama siz (mesleğiniz gereği) ısrarla bilgisayarın başından kalkmam
diyorsanız, Boyundaki bu tür aksamalar, kireçlenmelere, boyun fıtıklarına; omurganın doğal eğriliğinin bozulup düzleşmesine, omurlar arası disklerdeki elastikiyetin kaybolmasına ve önemli rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olur. Boyun bir noktadan sonra dayanma gücünü kaybeder. Bardağa damlayan damlalar bir noktadan sonra bardağı taşırır. Ama vücut buna rağmen, pes dediği noktada, bardak taşmaya başladığında sizi uyarır… Yine sizin iyiliğiniz için yapar bunu… -Arkadaş benden bu kadar, artık gücüm kalmadı, der. Peki bu duruş ve oturuş bozuklukları, travmalar vs. sebebiyle boyun
nasıl deforme oluyor ki? başa
dön |
Boyun fıtığı ve kireçlenme nasıl başlıyor ? Yaşanan bunca olumsuzluklar sonucu ilk başlarda yavaş yavaş disklerin içindeki su içeriği azalıyor. Biz bunun farkına varmıyoruz bile. Sonra diskin iç tarafındaki liflerde, minik minik yırtılmalar başlıyor. Yine bizden habersiz. Bu disklerin içinde bulunan ve doktorların jelatinöz adını verdikleri sıvılar, bu minik yırtıklardan, her baskıda biraz fışkırarak veya normalde sızarak sinirler ve dokular üzerine yayılıyor. Bir zaman sonra burada sinirler ve damarlar, dokular, eklemler görevini % 100 kapasiteyle yapmakta zorlanıyor. O zaman neler oluyor? Bardak taşıyor… (Bkz. Belirtileri nelerdir?) Doktorlar; boyunda sinirlere ve damarlara yapılan baskıya, “boyun fıtığı” diyorlar. Ön ve arka taraf eklemlerine yapılan baskıya da “kireçlenme” diyorlar. Sonuçta her iki durum da, boynun deformasyonu anlamına geliyor. Her
iki durum da hareket kısıtlığına ve ağrılara, vücutta birçok aksaklıklara
sebep oluyor. Ama canınızı sıkmayın her ikisi de akupunkturla tedavi
oluyor. başa dön |
|
Yaşanan bunca olumsuzluklar sonucu ilk başlarda yavaş yavaş disklerin içindeki su içeriği azalıyor. Biz bunun farkına varmıyoruz bile. Sonra diskin iç tarafındaki liflerde, minik minik yırtılmalar başlıyor. Yine bizden habersiz. Bu disklerin içinde bulunan ve doktorların jelatinöz adını verdikleri sıvılar, bu minik yırtıklardan, her baskıda biraz fışkırarak veya normalde sızarak sinirler ve dokular üzerine yayılıyor. Bir zaman sonra burada sinirler ve damarlar, dokular, eklemler görevini % 100 kapasiteyle yapmakta zorlanıyor. O zaman neler oluyor? Bardak taşıyor… (Bkz. Belirtileri nelerdir?) Doktorlar; boyunda sinirlere ve damarlara yapılan baskıya, “boyun fıtığı” diyorlar. Ön ve arka taraf eklemlerine yapılan baskıya da “kireçlenme” diyorlar. Sonuçta her iki durum da, boynun deformasyonu anlamına geliyor. Her
iki durum da hareket kısıtlığına ve ağrılara, vücutta birçok aksaklıklara
sebep oluyor. Ama canınızı sıkmayın her ikisi de akupunkturla tedavi
oluyor. başa dön |
|
Boyun fıtığı ve kireçlenmelerinin en önemli iki belirtisi var. Aslında boyun kireçlenmesi ya da boyun fıtığı olan hastaların, o
kadar çok şikayetleri vardır ki... Bu şikayetlerin birçoğunun sebebinin,
boyundan kaynaklandığını bilmezler. Hatta üzülerek söylemek gerekirse
kimi doktorların da hatırına gelmez. Örneğin, |
|
Duruş ve oturuşuna dikkat etmeyen herkes boyun rahatsızlığı yaşar.
Bir de boyun fıtığına potansiyel aday meslek grupları vardır. |
Boyun hareketsiz kalırsa ne olur ? Risk faktörü içinde bulunan meslektekiler, bir de arada bir boyunlarını
hareket ettirecek egzersizler yapmazlarsa bakın neler olur? |
|
Hayır… Gerçi boyundaki omurlarda bulunan diskler, ister istemez zaman içinde elastikiyetini kaybetmekte, sertleşmekte ve bu durum bazen boyun fıtığını meydana getirmektedir. Bu durumda fıtık damar ve sinirlere baskı yapabilir. Ancak durup dururken birden bire gelişen bir olay değildir. Yılların ihmali sonucu oluşur. Felç ne zaman olabilir denilirse, ancak herhangi bir travma, trafik kazası, düşme çarpma gibi nedenlerle meydana gelen ani vakalarda felç olma ihtimali vardır. O durumda ise hasta zaten derhal ameliyata alınır. Akupunktur tedavisi zaten bu noktada çok önemli görev üstlenir. |
Boyun fıtığına ameliyat çözüm mü ? Bu soruya evet ya da hayır demeden önce şöyle bir açıklamada bulunmak
gerekecek. |
Boyun tedavi edilirse ne olur ? Akupunktur ve lazer akupunkturu ile şahsın boyun bölgesi ciddi bir
şekilde tedavi edildiğinde neler düzelir? Bağırsaklar gündüzleri, sindirim sistemimizin bir parçası olarak çalışırken, ne enteresandır ki gece hormonal sistem olarak vücuda seratonin salgılıyor. Seratonin ne demek? Boyunda rahatsızlığı olan kimsenin bağırsakları düzenli çalışmadığı için seratonin salgısı tam olarak gerçekleşmez. Böyle kişiler sabahleyin yorgun kalkmış olurlar. Sempatik ve parasempatik dengeler de kaynağını boyundan almaktadır. başa dön |
|
Hastanın şikayeti bu konuda çok önemlidir. Doktor hastasına şikayetleri
dinleme esnasında doğrudan ve detaylı sorularla şikayetini anlatmada
yardımcı olmalıdır. Bugün birçok merkezde MR ve tomografi ile boyun fıtığının ve kireçlenmelerinin değerlendirilmesi ileri tetkik metotlarıyla yapılıyor ancak iki yönlü düz boyun filmi çoğunlukla yeterli olur. Eğer yeterli olmuyorsa o zaman doktorun MR istemesi gerekir. başa
dön |
Maraş Akupunktur ile boyun fıtığı ve kireçlenme tedavisi Maraş Akupunktur ve Lazer Tedavi Merkezi olarak biz diyoruz ki; |
Maraş Akupunktur ve Lazer Tedavi Merkezi |